INANCIN VUCUDA ETKISI

Harvard’lı Psikolog Ellen Langer otellerdeki hizmetlilerin, doktor tavsiyesinin çok üstünde hareket etmelerine rağmen şişman kalmalarına hayret etmiş.
Araştırıp bu kadınların kendilerini fiziksel aktiviteden yoksun gördüklerini, yeterince egzersiz yapamadıkları kanaatinde olduklarını da tespit edince iyice şaşmış ve beynin beden üzerinde bir etkisi olup olmadığını anlamak için bir deney tasarlamış.
Önce hizmetlilerin, beden kitle indekslerini, kilo, tansiyon, bel-kalça ve yağ oranlarını ölçmüş.
Sonra, hizmetlileri iki gruba ayırmış.
Bir gruba günbegün o gün ne kadar iş yaptıklarını ve harcadıkları kalori tutarlarını bildirmiş.
Bunların sağlıklı bir vücut için tavsiye edilen günlük egzersiz miktarının çok üstünde olduğunu söylemeyi de ihmal etmemiş.
Diğer gruba ise herhangi bir bilgi vermemiş.
Bir ay sonra yapılan ölçümlerde hareketleri hakkında bilgi verilen gruptaki kadınların tansiyon, kilo ve bel-kalça oranlarında belli bir miktar düşme tespit edilmiş.
Diğer grubun ölçülerinde ise bir değişiklik yokmuş.
Araştırma süresince her iki gruptaki deneklerin normal iş rutinlerinde çalıştıkları, ekstra bir egzersiz yapmadıkları ve hayatlarında herhangi bir değişiklik yapmadıkları da tahkik edilmiş.
Ellen Langer buradan “Bünyeniz, inancınıza göre tepki verir” sonucu çıkarıyor.
Bir bakıma, iyi bir şey yaptığınızı düşünüyorsanız, işiniz iyi gider, demek istiyor.
SORU: Acaba, beyin beden ilişkisi, pazarlama, iş ve ülke yönetiminde de geçerli olamaz mı?


Gonderen
Talha YENI

HAYATINIZI DEGISTIREN DAVRANIS

Davranışlarınızdaki ufak bir degişiklik hayatınızı da degiştirebilir, nasıl mı?
Bir ornek verelim.
Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz.
Kızınız, kahve fincanına carpıyor ve bir fincan kahve gomleginizin uzerine dokuluyor.
Biraz once olan bu olay uzerinde hic bir kontrolunuz yok.
Sonradan olacaklar ise sizin davranışlarınıza gore belirlenecek.
Lanet ediyorsunuz.
Kahveyi uzerinize doktugu icin kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz.
Kızınız uzuluyor ve aglamaya başlıyor.
Kızınızı azarladıktan sonra eşinize donuyor ve kahve fincanını masanın kenarına cok yakın
koydugu icin eleştiriyorsunuz.
Bunu kısa bir sozlu tartışma takip ediyor.
Ofkeyle ust kata cıkıyor ve gomleginizi degiştiriyorsunuz.
Aşagıya indiginizde kızınızı, aglamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul icin hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz.
Kızınız otobusu kacırıyor. Eşinizin ise işe gitmek icin hemen cıkması gerekiyor.
Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak uzere hareket ediyorsunuz. Gec kaldıgınız icin hızlı gidiyorsunuz ve hız sınırını aştıgınız icin odediginiz trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz.
Kızınız size ” Hoşcakal ” bile demeden binaya koşuyor.
Iş yerinize yirmi dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve aceleyle cıktıgınız icin evrak cantasını evde unuttugunuzu anlıyorsunuz.
Kısacası gununuz korkunc bir şekilde başladı!
Devam ettikce kotuleşiyor ve gittikce daha da kotuleşiyor sanıyorsunuz.
Eve gitmeyi dort gozle bekliyorsunuz.
Eve ulaştığınızda ise; eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde bir problem yaşıyorsunuz.
Sebebi ise sabahleyin verdiginiz tepkinin icinde saklı!
Neden kotu bir gun gecirdiniz?
A) Kahve sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz
Cevap ” D ” şıkkı.
Cunku kahvenin dokulmesinde sizin bir kontrolunuz yoktu.
Sizin gununuzun kotu gecmesine o beş saniye icindeki davranışlarınız sebep oldu.
Olabilecek ve olmasi gereken ise soyleydi.
Uzerinize kahve sıcradı. Kızınız aglamak uzere.
Siz nazikce ” Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek ” diyorsunuz. Havluyu kaptıgınız gibi ust kata cıkıyorsunuz. Gomleginizi degiştirip, evrak cantasını aldıktan sonra aşagıya iniyor ve aynı anda pencereden kızınızın otobuse bindigini goruyorsunuz.
Kızınız geri donup size el sallıyor.
Siz ve eşiniz ise gitmek icin birlikte cıkmadan once guzelce vedalaşıyorsunuz.
Işe erken geliyorsunuz ve calışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz.
Patronunuz ne kadar guzel bir gunde oldugunuz hakkında konuşuyor.
Simdi farka bakın! Iki farklı senaryo. Ikisi de aynı başladı. Ikisi de farklı bitti.
Neden?
Cunku yuzde 90/10 sırrı inanılmazdır! Ve maalesef cok az insan bunun farkındadır.
Sonuc?
Pek cok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve baş agrısından acı cekmektedir.
Halbuki buradaki sır şudur;
Hayatın %10′u, sizin başınıza gelenlerden oluşur.
Hayatın diger %90′ı ise, sizin bu başınıza gelenlere karşı nasıl tepki verdiginizle ilgilidir.
Insanlar anlamsiz şeyler soyler ve yaparlar.
Insanlar hasta olurlar.
Arabalar bozulurlar. Ucaklar gec kalır ve butun planlarınızı alt ust ederler.
Trafikte bir cok surucu canınızı sıkabilir v.s.
Işte bu % 10′luk kısım tamamen sizin kontrolunuz dışında gercekleşir.
Diger % 90′lık kısım ise farklıdır. Onu siz belirlersiniz.
Nasıl mı? Olaylara yaklaşımınızla ve olaylara nasıl tepki verdiginize baglı olarak.

Neva UNAL

GOLF OYUNCUSU

Arjantinli ünlü golf oyuncusu Robert De Vincenzo, yine bir turnuvayı kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve kulüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı.
Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına dogru yürürken yanına bir kadın yaklaştı.
Kadın,onun başarısını kutladıktan sonra,ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı.
Zavallı kadının çocuğunu kurtulabilmesi için gerekli olan hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı.

Kadının anlattığı olay De Vincenzo’yu çok etkilemişti.Hemen cebinden bir kalem çıkarttı ve turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı çek defterine.
Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona, ‘Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın’ dedi.

Ertesi hafta kulüpte öğle yemeği yerken Profesyonel Golf Derneği’nin bir görevlisi yanına geldi ve De Vincenzo’ya:

‘Otoparktaki görevli çocuklar bana, geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanına bir kadının geldiğini ve onunla konuşup sonra da ona para verdiğini söylediler.’dedi.

De Vincenzo evet anlamında başını salladı.

O halde sana kotu bir haberim var dedi görevli ve devam etti:
‘O kadın bir sahtekardır. Üstelik hasta bir çocuğu da yok. Seni fena halde kandırmış arkadaşım.’

De Vincenzo, ‘Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu?’ dedi..

‘Hayır, yok’ dedi görevli.

De Vincenzo gözleri dolarak ‘İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber, tesekkur ederim dostum” dedi..

 

YORUM:


Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görebilir.
Bizim Allah’ın bize lutfettiği bu hayata kattığımız anlam ise; pencereden nasıl baktığımıza bağlıdır..Gonderen:
C.ERPOLAT