Merhum Necip Fazıl, takvimin 25 Mayıs 1983 gece yarısını gösterdiği saatlerde, hasta yatağından hafifçe doğruldu, ela gözlerini pencereden dışarıya çevirdi, derin derin karanlığa baktı ve ne gördü bilinmez; ateşin verdiği etki ile kırmızıya yakın pembeleşen dudakları hafifçe kıpırdadı ve “Demek böyle ölünürmüş!..” dedi…
Kimbilir belki de o an, ölüm meleğinin (Azrailin) evine teşrifini gördü…
Nitekim bu sözlerinden hemen sonra şahadet getirerek son nefesini verdi.”
26 Mayıs 1904 perşembe günü İstanbul’da doğan şair Necip Fazıl, böylelikle 25 Mayıs 1983 tarihinde 79 yaşında vefat etti.
Aylık Arşiv: Mayıs 2009
KARAKTER
Karakter, Fransizca “caractere” kelimesinden dilimize girmis olup, “ayirt edici nitelik” anlamina gelir.
“Kisinin kendine has yapisi, onu baskalarindan ayiran temel belirti, davranis sekillerini belirleyen ana ozellik ve oz yapi” gibi anlamlari da vardir.
Karakter, insanin dogustan bunyesinde yer alan mizac’la, huyun teskil ettigi kompleks bir orguden ibarettir.
Felsefi anlamda; “kisinin kendine hakim olmasini, kendisiyle uyum icinde bulunmasini, dusunus ve hareketlerinde tutarli olmasini” saglayan ozellikler butunune denir.
Insan sahsiyetinin gelismesinde, insanin dogustan sahip oldugu “mizac, huy ve zeka ile, fiziki ve sosyal cevreden kazanilan degerlerin etkisi buyuktur.
Psikoloji’ye gore “mizac, karakter ve kisilik” icice gecmis uc kavramdir.
Bundan dolayi bazi Psikoloji kitaplarinda bu uc kavram cok zaman birbirinin yerine kullanilir.
Bazi Psikologlar karakteri sahsiyetten ayri olarak degerlendirirler.
Ornegin Kant karakteri, insanin dusunme, davranis ve hissetme tarzi olarak kabul eder.
Bazi Psikologlar ise; karakteri “egilimler toplulugu” seklinde tanimlar.
Bu baglamda Bourlud’a gore karakter, kisinin istikrarli ve duzenli olan egilimlerinin bir sentezidir.
Dupre ise karakteri, “kisinin alisilmis reaksiyonlarinin toplulugu” seklinde tanimlar.
Butun bu tariflerden sonra karakterin tanimini soyle ozetleyebiliriz.
Karakter, herbirimizi vasiflandiran hissetme, dusunme ve haraket etme tarzlarinin butunlugunden ibarettir.
Bir diger ifadeyle karakter, “zeka ve ahlakin yonlendirilmesi altinda, mizac ve hilkat dedigimiz anadan dogma unsurlarla, fizik ve psiko-sosyal cevre arasindaki karsilikli faaliyetin birlesik bir sonucudur.