BURSA’DA BiR AN!

Ben beş altı yaşlarındayken Setbaşı’ndan Yeşil Türbe’ye uzanan cadde üzerinde oturmuş, sonra ilkokul çağımda İstanbul’a taşınmıştık.
O yüzden Yeşil Türbe’nin zihnimin derinlerindeki yeri ayrıdır.
Belki de ölüm duygusuyla içli dışlılığım oradandır!
Bazen rüyalarıma girer o çinilerin rengi!
Neyse… İki gün önce İzmir’den dönerken..
Ve yine Bursa’nın dışından geçen otoyoldan geçecekken…
Sanki çocukluğum çağırıverdi beni!
Ama daha önemlisi…
Yeşil Türbe’nin 2006′da başlayan restorasyonu geçen hafta tamamlanmış, ziyarete açılmıştı. Nihayet aslına en yakın çinilerle kaplanmıştı binanın dış cephesi.
Mihrap ve kitabeler elden geçirilmişti.
Dedim ki… “Türbe’nin yeni halini görmeliyim.”
Bursa’ya girip üzerinde “Yeşil Türbe” yazılı sütlü kahverengi yol tabelalarını izleyerek Yıldırım semtine doğru ilerledim.
Tuhaf tabii!
Eski Bursa havasını ve Osmanlı ruhunun izlerini hâlâ koruyan bir semte viyadüklerden, tünellerden geçerek ulaşmak tuhaf!
Yine de tam orada her şey değişiveriyor.
Asırlık çınarlar, daracık yokuşlar, bazısı hâlâ harap halde ahşap evler…
Birkaç turistik eşya mağazası…
Bakır ve porselen eskilerini kaldırımlara yaymış eskiciler…
İsteyenin tepeden ovayı seyredeceği, isteyenin Yeşil Cami ve Türbe’nin avlusuna bakmayı tercih edeceği kahve ve nargile salonları…
Banklara oturmuş sohbet eden yaşlılar, üzerlerinden okul üniformalarını çıkarmadan çay, kahve içmeye gelmiş gençler..
Birkaç adım ötede Türk, İslam Eserleri Müzesi…
Zamana asla yenik düşmeyen o asude atmosferi anlatmak güç. Gelip görmek gerek!
Hasan Ali Yücel mi demişti? “Ne zaman Bursa’da Yeşil’e gitsem, dışında bir tepe, içinde bir bahar bulurum” diye…
Öyleydi yine..
Türbenin içine girdim.
Benzeri birçok mekândan farklı olarak, ölüm orada bahar mevsiminin ferahlığını taşıyordu.
Dışarı çıktım.
Biraz uzaklaştım ve dönüp baktım binaya…
Atalarımız sanki şehrin bu köşesine çok zarif bir biblo kondurmuştu!
Bir daha baktım…
Bütün semte nur saçıyor gibiydi.
Düşündüm de…
Gizem dediğimiz şey..
Bazen ne kadar somut biçimde karşımızda; ne kadar yalın!
Dikkatle durup bakmak gerekiyor sadece!

HAŞMET BABAOĞLU/SABAH

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s