TEMEL-DURSUN ve YABANCI DiL

Temel ve Dursun, Sultanahmet Meydanındaki parkta bir banka oturmuşlar, sohbet ediyorlarmış.
Yanlarına yaklaşan bir turist onlara bir adres sormak istemiş.
Önce İngilizce sormuş. Bizimkilerden tık yok.
Sonra Fransızca sormuş, yine kapı duvar.
Almanca’yı denemiş, bizimkiler duvara bakar gibi bakıyor.
İtalyanca tekrarlamış, hala aval aval bakıyorlar.
Sonunda pes etmiş gitmiş turist ve cekmiş gitmiş.
Dursun Temel’e dönmüş:
“Pak uşağum, hiç olmazsa ha pir yabancu dil pilseydik ne iyi olurdu…”
Temel gülümsemiş:
“Neye yarar uşağum, bak herif dört dil piliyor, işinu halledebildu mu?

FELSEFE

Renkli kisiligiyle ün yapmis bir felsefe hocasi, yilin son sinavini yapmak üzere sinifa girmis.
Bütün ögrenciler çok heyecanli, hepsi merakla sorulari bekliyorlar.
Felsefe hocasi sinifa söyle bir bakmis, derken sandalyesini kaptigi gibi kürsünün üzerine koymus.
- ISTE SiZE 100 PUANLIK TEK SORU, BANA BU SANDALYENIN VAR OLMADIGINI ISPAT EDIN…
Herkes bir girismis yazmaya efendim hizli hizli yazanlar, haril haril düsünenler derken, aralarindan biri kagida tek bir cümle yazmis sonra kalkmis hocasina kagidini vermis ve sinavi bitirip cikmis..
Sonuclar aciklandigi zaman bir bakmislar koca sinifta 100 üzerinden 100 alan tek kisi var, o da sinavi 2 dakkada bitirip çikan cocuk…
Peki acaba çocuga 100 puan getiren o tek cümle neymis?
- HANGI SANDALYE?..