-Önce buluta verdi sırrını.
-Ağır geldi sır buluta.
-Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
-Ve sonra nehre ulaştı suyun sırrı.
-Nehir aldı suyun sırrını dereye verdi.
-Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden , O da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze..
-Çağlayanlar, şelaleler, akarsular. .
-Hepsi kayboluyordu bir anda.
-Sonra bir gün su takip etti dereyi.
-Dere okyanusa kavuşunca farketti bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla okyanusa taşındığını.
-O andan itibaren karar verdi su.
-Artık sırrını okyanusa verecekti.
-Öyle de yaptı zaten.
-Tüm sırlarını okyanusa verdi.
-Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu.
-Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu….
-Geçen karşılaştık suyla.
-Bir bardaktaydı. -
-Suskundu.
-Çok uğraştım konuşturamadım.
-Ben,tam giderken ” Dur !” dedi arkamdan.
-Durdum!
-” Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar…. ” dedi.