ÇEVRE GELİŞTİRMEK [NETWORKİNG]

Ne bildiğinizden daha önemli olan, kimi tanıdığınızdır.
Tüm dünyada referanslar ve çevre, başarının birçok kriterinden önce gelir.

En özgür insanlar, aslında çok etkili dostları olanlardır.
Bir arkadaşınız iş aradığında ona iş verecek bir şirketiniz olmayabilir; ama bir şirket genel müdürünü tanıyorsanız ona yönlendirebilirsiniz.
Size yarın iş ya da proje sağlayacak da hiç tanımadığınız kişilerin çalıştığı bir şirket değil, dostlarınızın olduğu şirkettir.
Öyleyse çevre geliştirmek için etkili bir şeyler yapmak gerekir.

Çevre geliştirmenin başlangıç noktası; sizin, insanların dost olmak isteyecekleri bir insan olmanızdır.
Öncelikle giyim kuşamınızı, görüntünüzü, bilgi birikiminizi ve yeteneklerinizi insanların sizinle tanışmak ve dost kalmak isteyecekleri bir hale getirmek gerekir.

Etkili insanlarla tanışmak için etkili insanların takıldığı yerlere takılmak gerekir.
Örneğin, üst düzey yönetici grubuyla tanışmak için golf ve binicilik kulübü gibi kulüplere üye olmak gerekir. Başka hobi kulüpleri de olabilir.

İnsanlarla tanışmanın en etkili yollarından biri derneklere üye olmak ve üye faaliyetlerine katılmaktır.
Meslek örgütleri, ticaret odaları, meslek dernekleri, hobi dernekleri insanlarla tanışmak için çok etkili yollardır.
Bu kurumlara üye olmak, çevre geliştirmek için yetmez.
Faaliyetlerine düzenli katılmak ve bu kurumlarda sorumluluk almak, diğer insanların dikkatini çekmeye yardım eder.

Çevre edinmede başka bir etkili yöntem de bir kulüp ya da derneği bizzat kurmaktır.
Bu yöntem, çevre edinme işini üyelik düzeyinden liderliğe taşır.

Her zaman en etkili insanlarla dostluk kurmak için fırsat bulamayız.
Ama en etkili insanların dostlarına ya da akrabalarına erişebiliriz.
Bu bir komşu da olabilir; o kişiyle birlikte çalışan birisi de olabilir.
Çevresi olan insanlar, aslında bir tür düğüme benzerler, birçok insanın ilişkisinin bağlandığı düğüme.
Eğer birden çok düğüm insanla sağlıklı ilişki kurabilirsek çevremiz radikal ölçüde gelişmiş olur.

Çevre edinmenin çok önemli bir boyutu, bireysel ve özel bir ilişki kurmak, dostluk geliştirmektir.
Öncelikle sadece bir kez görüştüğünüz birisi sizin dostunuz olmaz.
Bir insanla en az 4 planlı görüşmeden sonra dost olduğumuzu söyleyebiliriz.
Öyleyse ilk görüşmede karşı tarafın bizimle yeniden görüşmek istemesine yol açabilecek bir izlenim bırakmalıyız.

Kahvaltılar, öğle ve akşam yemekleri, insanlarla buluşmak için çok kullanışlı vesilelerdir.
Kişisel zaman planınıza uygun şekilde her kahvaltıda, her öğle yemeğinde ve akşam yemeğinde yeni birisiyle görüşebilirsiniz.
Farklı öğünlerde 15 kişiyle bile olsanız bir ay içinde bu bile ciddi bir performanstır.
Eğer yemek buluşmalarını, belirli bir seminere ya da etkinliğe katılma şeklinde tekrarlayabilirseniz dostluğunuz pekişmiş olur.

Çevre geliştirme faaliyetleri içinde çok önemli bir başka faaliyet de ayaküstü -kısa sohbet (small talk)- faaliyetidir.
İnsanlar konferanslarda, dernek ya da düğün yemeklerinde bir araya gelirler ve hiç konuşmadan ayrılırlar.
Tanımadığımız ya da sadece ismini öğrendiğimiz insanlarla nasıl sohbet edeceğimizi öğrenebilmek de bir sanattır ve bu sanatı da öğrenmek gerekir.
Basit ve etkili bir yöntem paylaşmak gerekirse “ne, nasıl, niçin, neden, nerede, kim” soru kelimelerinin kullanıldığı soru cümleleri kısa sohbetler geliştirmek için çok etkili girişlerdir.

m.arat@zaman.com.tr

BAŞARMANIN BEŞ KURALI

Bir çiftçinin atı susuz bir kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce çırpınır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğuna ve çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.
Kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünerek bütün komşularını yardıma çağırır.
Herbiri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar.
At ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya ve çırpınmaya başlar.
Daha sonra, herkesin şaşkın bakışları arasında sesini keser.
Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftci kuyuya bakar.
Gözlerine inanamaz.
At sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, sırtındaki toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmak için basamak hazırlamaktadır.
Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında at, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

Kıssadan Hisse
Hayatta üzerinize toprakda atılır, her türlü pislik de.
Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.  
Sıkıntılarımızın ve kurtuluş yollarının herbiri belki bir adım ötededir.
En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.
Silkelenin, biraz daha yukarı çıkın ve  bunu sağlamanın 5 basit kuralını unutmayın:
1. Kalbinizi nefretten arındırın. [Affedin]
2. Düşüncelerinizi endişelerden arındırın. [Çoğu zaten hiç gerçekleşmez]
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin.

AVUKAT OLMAK İÇİN

Hukuk okumak isteyenlerin  felsefe, mantık ve sosyolojiye ilgi duymaları, analitik düşünme, sağlam bir mantık, sezi ve ikna gücüne sahip, sabırlı ve anlayışlı olmaları gerekir.
Hukuk okuyup avukat olmak isteyenlerde ise olmasi gereken bazi ozellikler sunlardir:
1-İyi bir avukat olmak için teorik yonden guclu olmak, yani kanunları, yorumları, içtihatları iyi bilmek ve araştırmacı olmak gerekir.
2-İyi bir avukat  olabilmek için teorinin yaninda pratik olarak da guclu olmak gereklidir ki; duruşmada karşı tarafın sunduğu bir iddiaya karşı anında ve tereddüt etmeden cevap verebilmelidir.
3-Avukatlık size tanınan az bir zamanda az sözle çok şey anlatma sanatıdır. Bu acidan iyi bir avukat hitabet sanatını iyi bilmeli, kısa sürede kısa cümlelerle çok şey anlatmalı ve duruşma anında düz cümleler kurmak yerine vurgulamak istediği noktaları hakimin, mahkeme heyetinin yahut karşı tarafın dikkatini çekecek kelime ya da mimiklerle süslemelidir.
4- Avukatlık serbest meslek olduğundan, iyi bir avukat hukuk bilgisinin yanı sıra aynı zamanda bu bilgisini pazarlayabilen, bu bilgiyi sunma becerisi gosteren kişidir.
5-Avukatlik ayni zamanda insan ilişkilerinde de başarılı olma sanatıdır. Bu acidan iyi bir avukat etkileyici, ikna edici olmalı ve medeni cesaretinin de üst düzey olmasi gerekir…
SONUC:
Başarılı bir avukat’in zamanla oluşan müvekkil portföyü  “mesleğin gerektirdiği bilgi-disiplin ve sorumluluğun yanında, avukatın iş bağlayabilme-iş bitirebilme yeteneği, sosyal ilişkilerindeki başarısıyla, sorunlara kısa sürede doğru çözümleri bulabilmesi, konuşma ve yazma şekli, giyim kuşamı ve hatta hayat tarzıyla” şekillenir.
SON SOZ:
Her iyi hukukçu iyi bir avukat değildir ama her iyi avukat aynı zamanda iyi bir hukukçudur.

KARiYER PLANLAMASI

Saglikli bir kariyer planlamasi icin kisinin kendini iyi tanimasi lazim.
Kişinin kendisini tanıması bir süreçtir. 
Profil International İnsan Kaynakları Yönetimi Danışmanı Pınar Senkoş;
Bu sürecin üniversiteden mezun olduktan sonra başladığını söylüyor ve bazı ipuçları veriyor:
“Bence 22 yaşında genç bir insan kendisi hakkında şunları bilebilir:
Sistematik düşünen biri mi, yoksa yaratıcı düşünen biri mi?
Sayılarla, rakamlarla, detaylarla ilgilenmeyi mi tercih ediyor, yoksa genel resmi görmeyi mi?
İletişim yönüyle daha açık, daha sosyal, hiç tanımadığı insanlarla hemen ilişki kurabilecek biri mi?
Yoksa bunun için zamana mı ihtiyacı var?
Gençler kendilerini sevdikleri derslerle bile tanıyabilirler.
Diyelim ki işletme okurken psikoloji derslerini mi daha çok seviyor, istatistik derslerini mi?
Bu soruları kendilerine sormayı ihmal etmesinler.
Tabii hata da yapılabilir, kişi kendiyle ilgili olarak yanılabilir de.
Cok defa ‘Bu iyi bir meslek, ben buna aday olmalıyım’ diyoruz ve o mesleğe adapte olmaya çalışıyoruz;
ama 30’lu, 40’lı yaşlara geldiğimizde hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Sevmedikleri işlerde yıllarca çalışan insanlar var.
Genç insanlara tavsiyem, sevdikleri işleri küçümsemesinler; dikkate alsınlar.
Gençler için ‘sağlam’ bir işe girmek çok önemli!
Ama dünyanın en büyük şirketleri de batabiliyor, garanti yok!
Kariyer bir yolculuk, bu yolculuğu kendileri yönetecekler.
Bazı noktalarda rüzgâr esecek, dalga gelecek tabii ki.
Babalarımızın zamanında 30-40 yıl bir şirkette çalışılıyordu.
Artık böyle bir şey kalmadı dünyada.” 
 Uzmanlar gelişim ve değişimin farkındalıkla başladığını söylüyor.
“Hangi yönümüz kuvvetli, hangisi değil, nerelerde zorluklar yaşıyoruz?”
gibi soruların cevaplarını aramayı, kendimizi dışarıdan görmeye çalışmayı öneriyorlar. 
“Birilerinin gelip bizi geliştirmesini beklemek yerine kişisel gelişimle ilgili sorumluluğu kendimiz almalıyız.
Gerekli gördüğümüzde bakış açımızı değiştirebilmek, kafamızdaki bariyerleri kaldırabilmek çok önemli.
Dünyaya nasıl bakarsanız, dünya size o şekilde cevap verir.
Kendine ve hayata güvenmemek, hep bir şeylerin kendiliğinden gelmesini beklemek ve ne istediğini bilmemek insanı engelliyor. Ne zaman önümüze bir engel çıksa ve bize bir şeyler sunulmasa, o zaman hepimiz sudan çıkmış balık gibi oluyoruz.” diyor.
Meslek seçimi için bir öneri:
Üniversite sınavını unutun ve sanki kendinizi çok zenginmiş gibi hissedin.
Bu özgürlük içinde bir meslek düşünün. Ne olmak istersiniz?
Bu soruya verdiğiniz cevap sizin gerçek meslek seçiminizdir.
Doğru mesleği seçtiyseniz, hayatınız boyunca çalışmıyormuş gibi hissedersiniz.”
                                                                                     Ayşen Arıduru (Fortune Danışmanlık)

KARiYER PLANLAMASI iCiN BAZI iPUCLARI

Hedefini belirle:
Bu hedef aynı zamanda senin vizyonun.
Bundan birkaç yıl sonraki hayatını göz önüne getirmeye çalış.
Ne olmak istiyorsun?
Nasıl yaşamak istiyorsun?
Nasıl bir hayat standardın olmalı?

Bir misyonun olsun:
Gelecekte yapmak istediğin meslek ve yaşamak istediğin hayatla ilgili fikirlerini ve hedeflerini belirledin mi?
Cevabın evet ise kendine şu soruları sormaya başla:
Neden böyle bir meslek?
Neden böyle bir hayat?
Bu sorulara vereceğin cevaplar misyonunu belirler.

Değerlerini keşfet:
Hayatta en çok önem verdiğin şeyleri düşün.
Gurur, başarı, aile, namus, hırs gibi yüzlerce değer arasından ilk beşe hangilerini koyarsın?
Belirlediğin bu beş değer, hayat anlayışını ortaya çıkarır.
Meslek seçiminde seni yönlendirecek olan kriterler de değer yargılarının içinde saklı.
Değerlerinin, vizyonunun ve misyonunun örtüşmesi bu nedenle çok önemli.
Örtüşmezse, ileride başarılı olma şansın büyük ölçüde azalır.
Hedeflerin, amaçların ve değerlerinin birbiriyle uyumu başarıyı da getirecektir.

Meslek seçimini tesadüflere bırakma, kendini tanımaya çalış:
Güçlü yönlerini belirlemeye gayret et.
Kararını asla trendlere ve moda mesleklere göre verme.
Kendine ve kişiliğine uygun olmayan bir seçim yapmamaya özen göster.
Neleri iyi yapabildiğini, hangi konularda başarılı olduğunu düşün.
 
Kendine sorular sor:
Seçmeyi düşündüğün mesleğin sana uygun olup olmadığını anlamak için kendine şöyle sorular sorabilirsin:
Bu mesleği yapmayı gerçekten istiyor muyum?
Bu mesleği zevk alarak yapabilir miyim?
Fiziksel ve kişisel özelliklerim bu iş için uygun mu?
Büyük şirketlere uygun biri miyim, yoksa daha küçük, girişimci ruhla çalışan bir şirkette mi mutlu olurum?
Sayılarla ilgili mesleklere mi yatkınım, insan ilişkilerinin yoğun olduğu mesleklerde mi başarılı olabilirim?
Çok para kazanmak beni gerçekten mutlu eder mi?
Türkiye’de bu mesleği uygulamam mümkün mü?
Fazla mesai yapabilir miyim?
Hafta sonları çalışabilir miyim?
Seyahat edebilir miyim?
Ne tarz insanlarla birlikte çalışmaktan hoşlanırım?

Gelişen dünyayı takip et:
Dünyanın, teknolojinin, ekonominin gittiği yönü takip etmek, gelecekte hangi mesleklerde yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulacağının ipuçlarını verir.
Çevrende olup biten yenilikleri gözlemle.
Bu gözlemlerinden yola çıkarak, sürekli gelişen ve değişen dünyada nasıl bir yer alabileceğini düşün.
Dünyanın sana sunduğu olanakları değerlendir.
Böyle düşünerek vereceğin karar, sana iyi bir gelecek sunabilir.

Pozitif düşün:
Meslek seçimi yaparken karamsarlığı bir kenara bırakmalısın.
Karamsarlık, kendine olan inancını ve güvenini zayıflatır.
İsteklerine ve tercihlerine önem ver.
Kendine güvenmeden ve inanmadan yapacağın her seçim seni yanıltır.
Meslek seçimi yaparken elbette olumlu ve olumsuz yönlerini düşüneceksin ama seni yönlendiren yine de pozitif düşünce olsun.

ZEKA GELİŞTİRME METODLARI

1-Doğru zamanlama yapın. En iyi düşünme zamanınızı belirleyin ve en zor beyin çalışmalarınız için o zamanı rezerve edin. Çünki  çoğu yetişkin insan sabahları, çoğu geç insan ise öğleden sonra daha net düşünür.

2-İyi bir eğitim alın fakat abartmayın. Okula gitmenin yaratıcılık üzerinde pozitif bir etkisi vardır. Vardir ama artan bir şekilde gelisen mezuniyete odaklanma durumu bu yaratıcılığı olumsuz etkiler.

3-Not alın: Bir Çin atasözü “en zayıf mürekkep en güçlü hafızadan daha kalıcıdır” der.

4-Günde bir fincan kahve için: Araştırmalar bir fincan kahvede bulunan kafein miktarının konsantre olmanıza yardımcı olacağını gösteriyor. Fakat kaygı ve endişeye  meyilli bir karakteriniz varsa; bu pek bir işe yaramayabilir..

5-Dikkatinizi verin.
Sadece toplantıdan birkaç saniye sonra bir kişinin adını unutuyorsaniz ; problem hafıza değil, konsantrasyondur.  O takdirde bilinçli olarak hafıza bankanıza kendi kendinize yeni bilgi koymanız gerekmektedir.

6-Zekânızı geliştirmek için vücut egzersizi yapın. Uzmanlar, aerobik antrenmanın okul performansından sinir iletim hızına kadar her şeyi geliştirdiğine inanıyorlar. Egzersiz gerçekten yapılmasını mantıklı kılan birçok yarara sahip.

7-Yeni şeyler deneyin. Yaratıcı ve yaratıcı olmayan kişilerin karşılaştırıldığı bir çalışmada temel farkın; birinin yeni şeyler öğrenme konusunda daha açık olduğunu diğerinin ise olmadığını göstermektedir.

8- Dikkat dağılma olayını sonlandırın. Alakasız uyarıcılar tarafından bombardıma tutulursanız, bir yere odaklanmanız çok zor olur. Kesinlikle bir şeyi yapmanız gerekiyorsa ( örneğin bir raporu tamamlama) telefonun fişini çekebilmeli  ve konsantre olabileceğiniz bir yer bulmalısınız.

9-Tutkularınızın peşinden gitmeyi sakın unutmayın! Bir Hollandalı psikolog “satrançın  büyük ustalarını, diger santranç ustalarından neyin ayırdığını bulmaya çalışıyor. Her gruba bir “ IQ, hafıza ve boyutsal akıl yürütme testi” uyguluyor.
Onlar arasında test farklılığı bulamıyor. Halbuki aralarindaki tek fark, büyük ustaların satrançı daha çok sevmeleri, daha tutkulu ve daha çok bağlı olmaları.
Bu nedenle Tutku, yaratıcılığın anahtarı olabilir.

James THORTON