MESLEKLER ve MESLEK SECiMi

Doktorluk
Çağlar boyu en gözde mesleklerden biri olmuş, birçok kişinin hayallerindeki meslektir.
Sosyal açıdan toplumda yüksek değer gördüğünden ve çok çalışma gerektirdiğinden meslekler sınıfında hep üst sıralarda yer almıştır.
Bu meslekte hayatını insanların iyileşmelerine adamak gerekiyor.
Ayrıca, söz konusu insan hayatı olduğundan bu meslekte hataya yer yok.
Malzemesi insan olan bu meslekte, doktorların birçok özelliğinin gelişmiş olması gerekiyor.
Bunlardan bazıları şunlar:
•    Akademik çalışmaya yatkın olmak ve okumayı sevmek
•    İnsanları ve mesleğini sevmek
•    Hoşgörülü, sabırlı ve güler yüzlü olmak
•    Güçlü iletişim becerilerine sahip olmak
•    Disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak
•    Her duruma karşı hazırlıklı olmak
•    Olaylara çok geniş açılardan ve öngörüyle bakabilmek

Avukatlık

Bu meslek de doktorluk gibi insanları mutlu etme, sevindirme üzerine kurulu.
Yani insan ilişkileri üst seviyede.
İşte bir avukatın sahip olması gereken özelliklerden bazıları:
•    Görülmeyeni görebilmek, olaylara çok geniş açılardan öngörüyle bakabilmek
•    Bir işi takip etme ve sonlandırma yetisine sahip olmak
•    Güçlü iletişim becerilerine ve ikna yeteneğine sahip olmak
•    İyi bir dinleyici olmak
•    Her duruma karşı hazırlıklı olmak
•    Kendine güvenmek
•    Kriz yönetiminde başarılı olmak
•    İş bitirici olmak

Öğretmenlik
Adına kutsal meslek diyoruz,
Hayatımız boyunca unutamayacağız kişilerin bir kısmı öğretmenlerimiz oluyor.
Bize hem anne babalık hem de öğretmenlik yapan bu ulvi insanlar da önemli özellikleri barındırıyorlar.
Öğretmenlik, çok sabır istiyor.
Bakalım bir öğretmen nasıl olmalı:
•    Sabırlı olmalı
•    Sözünü dinletebilmeli, sınıfını istediği gibi yönlendirebilmeli
•    Kolay iletişim kurabilmeli
•    Plan ve program konusunda başarılı olmalı, zaman yönetimini iyi yapabilmeli
•    Çağı takip etmeli, güncel olaylardan haberdar olmalı
•    Çocukları sevmeli
•    Özverili olabilmeli (örn: ses telleri)
•    Bilgiyi ve bilgi paylaşmayı sevmeli
•    Hayat boyu eğitim felsefesiyle hareket edebilmeli

Akademisyenlik
Asistanlıkla başlayıp profesörlükle sonlanan bu uzun yolculuk oldukça fazla fedakârlık istiyor.
Zaten akademisyenlik de öyle herkesin yapabileceği bir meslek değil!
Bir ömür boyunca kendini bilgiye adamak, bilginin yolundan gitmek gerekiyor.
Akademisyenlerim gelişmiş olan yönleri şunlar olmalıdır:
•    Kendini hayat boyu öğrenmeye adamak
•    Okumaktan ve yazmaktan sıkılmamak
•    Bilimin tüm alanlarında az da olsa bilgi sahibi olmak
•    Yabancı dil yeteneğine sahip olmak
•    Güçlü iletişim becerilerine (özellikle konuşma ve yazma) sahip olmak
•    Disiplinli ve sorumluluk sahibi olmak
•    Sabırlı olmak

Yazarlık
Yazarlık en afili, en havalı mesleklerden biri.
Fakat yazarlığın ne kadar çok donanım, emek ve özveri gerektirdiğini unutmamak lazım.
Onlar hem işlerini yapıyorlar hem de eserlerini okuyuculara beğendirmek için uğraşıyorlar.
Bakalım bir yazarın hangi temel özelliklere sahip olması gerekiyormuş.
•    Üst düzey sözlü ve yazılı iletişim yeteneğine, engin dil bilgisine sahip olmak
•    Yaratıcı olmak
•    Eleştirel bir göz ve yorum gücüne sahip olmak
•    İşini sevmek, sabırlı olmak ve özveride bulunabilmek
•    İyi bir okuyucu olmak
•    Entelektüel olmak
•    Güçlü bir hafızaya sahip olmak
 
Reklâmcılık

Son yıllarda reklâm ve pazarlama sektörleri epey büyüdü ve reklâmcılara olan talep arttı.
Kurumlar artık bünyelerine pazarlama departmanları katıyor,burada reklâm uzmanları istihdam ediyorlar veya kendi ürününü rakiplerinden öne çıkarmak isteyenler doğal olarak reklâmcıların yolunu tutuyorlar.
Peki, kimler iyi bir reklâmcı olabilir, reklâmcıların özellikleri nelerdir?
Bir reklâmcıda olmazsa olmaz en önemli özellik yaratıcılık.
Diğerlerine de bir göz at bakalım:
•    Yaratıcılık
•    Güçlü iletişim özellikleri
•    İkna yeteneği
•    Pazarlama teknikleri hakkında bilgi
•    Dil hâkimiyeti
•    Gözlem gücü
•    Dinamik ve esnek çalışma saatlerine uyum gösterebilme
•    Kısıtlı zamanda çok iş yapabilme yetisi

Yöneticilik
Bir yandan belli etmeseler de çoğu çalışanın pek sevmediği, bir yandan da herkesin büyük ilgi ve alakayla yaklaştıkları kişilerdir yöneticiler.
İyi bir yöneticiyseniz saygı görür ve sözünüzü dinletirsiniz.
Kötü bir yöneticiyseniz yüzüne gülünüp arkadan dedikodusu yapılan bir kişi olursunuz.
Bu yüzden çalışanlar ve sorunlarıyla yakından ilgilenmeli, aranızdaki hiyerarşi farkını minimize etmelisiniz.
Bir yöneticinin sahip olması gereken özelliklerden bazıları şunlardır:
•    Liderlik yetisi kuvvetli olmalı
•    Vizyon sahibi ve girişken olmalı
•    Risk almalı, kriz ve risk yönetiminde başarılı olmalı
•    Hem sözünü dinletebilmeli hem de iyi bir dinleyici olabilmeli
•    İnsan ilişkilerinde başarılı olmalı ve empati kurabilmeli
•    Kendine güveni tam olmalı
 
Gazetecilik
Günümüzün en yorucu ve en çok özveri isteyen mesleklerinden biri gazetecilik.
Ofis çalışanları günün her saatine haber yetiştirmeye çalışırlar,
Muhabirler ise gün boyu haber peşinde koşarlar.
En esnek çalışma saatlerine onlar sahipler belki de.
Dünyada önemli bir olayın geliştiğini düşünün.
Bakıp haber alacağımız ilk yerler gazete, TV gibi haber kaynakları.
Onlar işte bizim bu ihtiyacımızı karşılamak için gece gündüz çalışıyorlar, bize en güncel haberleri ulaştırmaya çalışıyorlar.
Peki bir gazetecide neler olmalı dersin? İşte birkaç özellik:
•    Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmeli
•    Hem yazılı hem de sözlü olarak kendini iyi ifade edebilmeli
•    Entelektüel olmalı, her konuda söyleyecek birkaç sözü bulunmalı
•    En güncel ve güvenilir kaynakları takip etmeli
•    Türkiye gündeminin yanında dünya gündemini de takip etmeli
•    Bir sonucu körü körüne kabul etmek yerine olaylara sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmalı

Sporculuk
İyi bir sporcu olabilmek için küçük yaşlardan itibaren uzun yıllar boyu çalışmak gerekiyor.
Bu sebeple kimileri ailelerini, kimileri okullarını aksatıyor;
kimileri ise ağır antrenmanlar yüzünden çocukluğunu yaşayamıyor.
Bu gibi sebeplerden dolayı sporculuk hiç de yabana atılacak bir meslek değil.
Bir sporcu nasıl olmalı peki?
•    Sporu çok sevmeli ve yaşamını buna adamalı
•    Rekabetçi ve hırslı bir yapıya sahip olmalı
•    Ağır antreman şartlarını kaldırabilmeli
•    Gelişmeye açık olmalı
•    Her zaman en iyi olmayı hedeflemeli

Bankacılık
Para, sayılar, hesap tabloları, dosyalar dolusu doküman…
Bir gün içinde beyni en çok yorulan kişilerdendir bankacılar.
Bütün gün para hesabı yapmak kulağa pek çekici gelmese de bu meslek çok popüler.
Hem geniş üniversite bölüm olanakları hem de istihdam fırsatlarının çokluğu bu mesleğe olan ilgiyi arttırıyor.
Türkiye’de bankacılık sektörü geliştikçe ve bir tüketim toplumu olarak paraya bağımlılığımız arttıkça bankacılığa olan talep de hep yüksek olacağa benziyor.
İşte bir bankacıda bulunması gereken özellikler:
•    Sayıları sevmek, hızlı bir şekilde hesap yapabilmek
•    Pratik zekâya sahip olmak
•    Güçlü bir ikna kabiliyetine sahip olmak
•    Güler yüzlü olmak
•    Finans sektörünü yakından takip etmek
•    Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilmek

FACEBOOK

Geçenlerde Time dergisinde facebook hakkında yayınlanan bir yazı, popüler kültürün gidişatı konusundaki umutsuzluğumu artırdı.
Yazıda facebook boşanmalarından tutun, sitedeki dedikodu ve teşhirciliğin ne boyutlara geldiğini çarpıcı bir şekilde anlatmışlar.
Facebook’tan önce bir ‘hiç’ olanlar, facebook sayesinde ‘birisi’, olmaya başlıyorlar.
Bir insan tuvalet alışkanlığından, seks hayatına kadar hayatının her detayını herkesle paylaşırsa, nasıl hala özel hayatı olabilir?
Hiçbir gizemi olmayan böyle bir insanı çekici ve ilginç bulan var mıdır?
Haberde facebook’un gittikçe artan sayıda üyesi, başkalarının hayatlarının anlamsız detaylarını sürekli takip etmekten sıkılmaya başladıklarından ve vakitlerini nasıl harcadıkları konusundaki rahatsızlıklarından yakınmış…
Bazı üyeler açtıkları sayfaları kapattıkları halde, facebook onların bilgilerini tutmaya devam ediyor.
Ayrıca sitedeki her türlü içeriğin ‘copyright’ına sahip olduğunu açıkladıkları için özel yaşantıları ile ilgili ayrıntılı detayların bu kadar büyük ve görünmez bir kurum tarafından izlendiğini ve toplandığını bilmek üyeleri rahatsız etmeye başlamış.
Bazen takılıp kaldığınız tatminsiz bir yaşantıyı değiştirmek için birinin birşeyi gözününüzün içine sokması gerekir ya, işte sanal hayata bağımlı yaşayan bir okuruma öyle olmuş…
Okurum şöyle bir mail göndermiş:
“Ben facebook bağımlısıydım, her gün iş yerime geldiğimde ilk yaptığım, ateşe düşmüş gibi hemen facebook’u açıp bakmaktı.
Kim ne yazmış, fotoğrafıma ne yorum yapılmış gibi saçma bir girdabın içindeydim.
İşyerinde belki 4-5 saatimi buna harcıyordum.
Geçenlerde sizin yazdığınız bir yazıyı görünce ertesi gün işime geldim, kendi yaptığım 44 videomu, çocukluktan 26 yaşına kadar 1000′e yakın resmi, 321 arkadaşı, (bir bölümü uzaktan tanıdığım insanlar) sildim.
Sonuçta sile sile kaç tane samimi arkadaşın kaldı derseniz çok komik ama üç tane kaldı.
İnanın gel dediğimde gelen, dertleşebileceğim sadece üç tane kaldı.
Gözlerim birkaç gündür rahatladı, kafamdaki uğultu gitti  ve bağımlılıktan kurtuldum. . Sağolun…

Elvan DEMiRKAN/GUNAYDIN

BURCA GÖRE EĞİTİM

Çocuğunuzun karakteri ve ona nasıl davranmanız gerektiğini, burçlarına göre belirleyebilirsiniz.
Burçların özellikleri ve yetiştirilirken yapılması gerekenler ise şöyle:

OĞLAK:[23 Aralik-20 Ocak]
Çekingen, içine kapalı, kolay kolay gülmeyen bir karaktere sahiptir.
Hislerini anlamak, onu duyduğu güvensizlikten kurtarmak gerekir.
Yildizi=Disiplin temsilcisi SATURN

KOVA:[21 Ocak-19 Subat]
Erken yaşlarda, sizi bilgisi ve başkalarından farklı görüşleriyle şaşırtabilir.
Yapacağı iş veya seçeceği meslek hakkında karar verecek kadar da kafalıdır.
Yildizi=Degisiklik,ani baslangic ve sonuclar temsilcisi URANUS

BALIK:[20 Subat-20 Mart]
Çekingen, mahcup ve utangaçtır.
Anne ve babanın ona büyük sevgi göstermesi, yaşına uygun çocuklarla arkadaşlık etmesini sağlaması gerekir.
Yildizi=Hayaller Yildizi NEPTUN

KOÇ:[21 Mart-20 Nisan]
Koç burcu çocuğu dünyaya gelir gelmez çığlığı basar.
Böylece daha doğduğu andan itibaren ilgiyi üstüne çeker.
Dahi çocukları bu burçtan çıkar.
Yildizi= Cazibe,savas ve ask temsilcisi MARS

BOĞA:[21 Nisan-21 Mayis]
Sessiz ve sakindir. O, bütün boğalar gibi inatçıdır.
Zekasını geliştirmek için güzel resimlerden, çiçeklerden yararlanmalı, merakını tahrik etmelisiniz.
Yildizi= Guzellik,sevgi ve guzel sanatlar temsilcisi VENUS

İKİZLER:[22 Mayis-21 Haziran]
Daha bebekken beşiğinin kenarına tırmanıp dışarıya atlamayı deneyecektir.
Geniş hayal gücü yüzünden yalan da söyleyecektir. Dikkatli olmak gerekir.
Yildizi=Zeka ve hareket temsilcisi MERKUR

YENGEÇ:[22 Haziran-23 Temmuz]
Çok hassas, içli, neşeli, bazen kederli, sevilmeye büyük ihtiyacı olan bir kişiliği vardır.
Ona gereken şefkati gösterir, böylece güven duymasını sağlarsanız kolaylıkla terbiye edip büyütürsünüz.
Yildizi=Hisleri temsil eden AY

ASLAN:[24 Temmuz-23 Agustos]
Cesaretli, başkalarını idare etmeye eğilimli, çok hareketli, gözü pek, cana yakın, konuşkan ve zeki karakterlidir.
Erken çağlarda onu iyi eğitmeniz, doğruyla yanlışı öğretmeniz gerekir.
Yildizi=En ustun gucu temsil eden GUNES

BAŞAK:[24 Agustos-23 Eylul]
Okulda da merakı ve zekası sayesinde başarılıdır.
Daha küçük yaşta paranın değerini anlayan çocuk böylece kendisini derslerine verecektir.
Yildizi=Zeka ve hareket temsilcisi MERKUR

TERAZİ:[24 Eylul-22 Ekim]
Çok yönlü ve epey çekingendir.
Anne ve babanın çok anlayışlı ve sabırlı olması, çocuğun yavaş yavaş mahcupluktan sıyrılmasını sağlar.
Yildizi=Guzellik,sevgi ve guzel sanatlar temsilcisi VENUS

AKREP:[23 Ekim-22 Kasim]
Neşeli, hareketli, enerjik, cana yakın bir kişiliğe sahiptir.
Zekası sayesinde her şeyi çabuk kavrayıp öğrenir. Eğitilmesi de zor değildir.
Yildizi=Cazibe,savas ve ask temsilcisi MARS

YAY:[23 Kasim-22 Aralik]
Neşeli, cana yakın, hareketli ve çok dürüsttür.
O daha çok küçük yaşta farkına varmadan doğru hareket etmesini öğrenir.
Ancak daima güleryüzlü, neşeli olan çocuk, asla emir dinlemez.
Ona ısrar etmek ve onu cezalandırmak hatalıdır.
Yildizi=Nes’e,bolluk ve zenginlik temsilcisi JUPITER

Aksam Gazetesi/24 Mart 2002

INANCIN VUCUDA ETKISI

Harvard’lı Psikolog Ellen Langer otellerdeki hizmetlilerin, doktor tavsiyesinin çok üstünde hareket etmelerine rağmen şişman kalmalarına hayret etmiş.
Araştırıp bu kadınların kendilerini fiziksel aktiviteden yoksun gördüklerini, yeterince egzersiz yapamadıkları kanaatinde olduklarını da tespit edince iyice şaşmış ve beynin beden üzerinde bir etkisi olup olmadığını anlamak için bir deney tasarlamış.
Önce hizmetlilerin, beden kitle indekslerini, kilo, tansiyon, bel-kalça ve yağ oranlarını ölçmüş.
Sonra, hizmetlileri iki gruba ayırmış.
Bir gruba günbegün o gün ne kadar iş yaptıklarını ve harcadıkları kalori tutarlarını bildirmiş.
Bunların sağlıklı bir vücut için tavsiye edilen günlük egzersiz miktarının çok üstünde olduğunu söylemeyi de ihmal etmemiş.
Diğer gruba ise herhangi bir bilgi vermemiş.
Bir ay sonra yapılan ölçümlerde hareketleri hakkında bilgi verilen gruptaki kadınların tansiyon, kilo ve bel-kalça oranlarında belli bir miktar düşme tespit edilmiş.
Diğer grubun ölçülerinde ise bir değişiklik yokmuş.
Araştırma süresince her iki gruptaki deneklerin normal iş rutinlerinde çalıştıkları, ekstra bir egzersiz yapmadıkları ve hayatlarında herhangi bir değişiklik yapmadıkları da tahkik edilmiş.
Ellen Langer buradan “Bünyeniz, inancınıza göre tepki verir” sonucu çıkarıyor.
Bir bakıma, iyi bir şey yaptığınızı düşünüyorsanız, işiniz iyi gider, demek istiyor.
SORU: Acaba, beyin beden ilişkisi, pazarlama, iş ve ülke yönetiminde de geçerli olamaz mı?


Gonderen
Talha YENI

AHLAK ve EVRENSEL DEGERLER

Iki turlu dusunce tarzi vardir: Delilli ve Sezgili.

Delilli dusunce sahibi, hareket tarzini  hayati ihtiyaclari cercevesinde sinirlandirarak kendi ferdiligi icinde hapsolur ve evrenselligini kaybeder.

Bu tarz dusunen bir zekada, ahlaki hayatla ruhi hayat birbirinden ayrilmaya baslar.

Buna gore, “alim, milliyetci, namuslu adam” diye tanimlanan kimseler; evrensel ahlaka bagli olan ahlakli kimselerden ayrilmis olurlar.

Bilim, vatan, ve devletin selameti gibi kavramlarin hepside, ahlaki bakimdan ayni derecede iyilik ve kotuluge yol acabilir.

Ornegin: Alimin bulusu insanliga kotuluk getirebilir,

Vatan aski baska milletten ve ulkeden olanlara kin dogmasina sebeb olabilir,

Namuslu adam mevcut duzeni korumakla iftihar ederken, aslinda kendi menfaatleri  icin insanligin bir kismini kendine dusman olarak secenler tarafindan kurulmus bir duzene hizmet etmis olabilir.
Dolayisiyle evrensel duzene dogru gidisi durduran tum engeller, insani esir alan degisik tuzaklardir.
Bu engellere esir olan insan, sahsi ve toplumsal hayatta mevcut duzeni takip etmeye ve korumaya mecbur kalir.
Halbuki evrensel duzenin disinda gercek ahlaklilik yoktur.
Insanin ahlakli olmasi da, davranislarini evrensel olcuye vurmakla olur.

Ve Ahlaki hareket de, evrensel degerlere kavusma yolunda, mevcut esareti asma  ve evrensel degerleri arastirma cabasidir.

Nureddin TOPCU

EDEB ve HAYA

Hangi durumda ve konumda oldugunuzu dusunerek, o durum ve konuma en uygun hareketi yapmak EDEB’dir.
Edebin cevherinde Ilahi Ask vardir ve insanda bulunan edeb duygusu, Ilahi Edeb’in bir parcasidir.
Ve o parca, butunle butunlesmek ister.
Dolayisiyle edeb’in sahibi Allah’tir [cc] ama, insani terbiye eden Hz.Insan’dir.
Yani Peygamberlerden butun annelere kadar insan.
Haya duygusu ise; Allah’la [cc] munasebetin ve insan fitratina Allah [cc] tarafindan naksedilen edebin bozulmamasi icin gereklidir.

Haya duygusu insanda bulunan ozun muhafaza edilmesini, insanin olaylari dogru algilamasini ve en basta kendisine saygi duymasini saglar. 

Fatih CITLAK 
Mehtap TV Gunisigi Programi/ 02/12/2008

MANTIK MI DUYGULAR MI?

Gerek insanlar arasindaki ve gerekse yeryuzundeki olaylari “hikmet” acisindan degerlendirmekte, bazen de bazi seyleri iyi anlamak icin “zamana birakmakta” fayda vardir.
Bazen de kendi yasadigimiz ve karsi karsiya kaldigimiz olaylar vardir.
Bunlar karsisinda da, ne sadece mantigimizi dinlemeli, ne de sadece duygularimizla hareket etmeliyiz.
Cunku; olaylarin gorunen yuzu, her zaman bizim gordugumuz gibi degildir.
Bazen bizim begenmedigimiz seyler bizim icin iyi, bazende bizim hoslandigimiz seyler bizim icin kotu olabilir.
 

M
ANTIK MI, DUYGULAR MI ?
Insan olaylari bazen mantik penceresinden, bazen de duygu penceresinden degerlendirir.
Bir diger ifadeyle bazen mantigini, bazen de duygularini dinler.MANTIK.
Mantıgimizla hareket ettigimizde beyin, “Mantık en doğru olandır” der.
Çünkü “Mantık” duyuların elde ettiği bilgileri duygu, his, dilek, sevinc ve korkulardan bağımsız olarak tanımlar…
Çünkü “Mantık” kişiyi korumak ister ve bunun için yılmadan çalışır…
Çünkü “Mantık” belki de yaşamak için savaşma düşüncesindedir ve gerekçeleri ile beraber hep doğruyu yaptığının inancındadır.
Çünkü “Mantık” ince hesaplarla, hataya izin vermeksizin geleceği tasarlamak, bir çalışkan arı misali peteği yapmak ister.
Çünkü “Mantık” “Duygusallık”ı basitlik, ufaklık, ilkellik olarak görür, onu saçma bulur…  
Duygusalligi, uzak diyarlarda kişiye acı veren bir duygu olarak algilar.

 DUYGULAR
Duygularımızı dinlediğimizde de beynimiz bize “Duygu doğru olanıdır” der.
Çünkü “Duygu” hayata farklı pencerelerden bakmayı sağlar, o özgür ruhdur; acısıyla dünyayı siyah gösterir, şüphesiyle sisli, intikamıyla kırmızı, mutluluğuyla daha canlı renklerde, aşkıyla pembe, ümidiyle gökyüzü mavisi…
Çünkü “Duygu” içinde türlü besinleri, vitaminleri olan doğal karışık salata gibidir; vücudun her bir zerresini besler…
Çünkü “Duygu” gözü kara sevgilidir: o “Mantık”ın kurduğu kurallara uymaz, hayatı yaşamak ister olduğu gibi, içinden geldiğince, doyasıya…
Simdi soru sudur:
Insan hangisini dinlemeli?
Bunun cevabi dengede saklıdır…
Ne sadece saf “Mantık”ın, ne de saf “Duygu”nun olduğu, ikisinin de yer yer var olduğu dengede…
Çünkü “Mantık” bizi koruyan sadık bir askerse; “Duygu” da dünyayı bütün zevkleriyle yaşatan genç bir ruhtur…
Belirsiz, seçimlerle dolu hayatımızda dünyaya bakış açımız, kimi zaman “Mantık”, kimi zaman da “Duygu” olmali.
Mantıksız davranışlardan dolayı ne zarar görelim, ne de “Duygusuz” davranışlardan dolayı hayatı zevksizce yaşayalım.
Teraziyi dengede tutabilmemiz ümidiyle.

[Hakan AYSUN
[Hikayeler Net]