Hicret bir milâddı…
Veda tepesinin ufkunda son peygamber ve arkadaşı göründüğünde takvimler ilk Muharrem’i gösteriyordu…
Tarih Muharremdi… Hürmetin zamana kazınmış adıydı…
Allah Rasulünün bir Muharrem’de başlattığı ıslah hareketi tüm Yesribliler’i Ensar’a dönüştürüyor, dostluk ve kardeşliğin, millî birlik ve bütünlüğün en güzel timsalini oluşturuyordu…
Yesrib, Medine oluyor, şehirler doğuran, diyarlara kol atan, kıtaları bağrına basan bir inanca yurt oluyordu.
Bu kutlu yolculuk, hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Hz. Ali’nin teklifiyle hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul ediliyor, Muharrem de bu takvimin ilk ayı oluyordu…
Hicret; Allah’a ve O’nun Peygamberine candan bağlılığın ifadesi…
Kardeşliğe açılan yolculuğun öyküsü…
“İyiliği emredip, kötülüğü nehyetme” eylemini gerçekleştirebilme…
Gönüllerde başlayıp gönüllerde biten bir duygu iklimi…
Kötülüklerden, fenalıklardan ne zaman uzaklaşıp Rabbimize hicret etmeyi başarırsak işte o zaman hicret takvimimiz işlemeye başlayacak…