DURUSTLUK MUTLULUKTUR

Sözlüklerde “ahlaki ve etik kaidelere bağlılık, sağlam ahlaki karakter, sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamak” şeklinde tanımlanan dürüstlük, huzurun ve kendiyle barışık olmanın, kısacası mutluluğun bir gereğidir.

Dürüstlüğün, etkili ve saygın olmayı arzu eden herkes için vazgeçilmez bir önemi vardır.

Bu itibarla bir kişinin itibarlı ve saygın oluşu dürüst olduğunu göstermez. Bu ikisi farklı şeylerdir.
Durust kisiler dürüstlükten taviz vermezler ve hiçbir şey onları satın alamaz.
Dürüst olabilmek en başta kendimize karşı dürüstlükle başlar. Böyle olunca başkalarına da tam anlamıyla dürüst olunabilir.
Dürüstlük, iki yüzlü olmamak, yani kisinin kendisi için bir yüzu, başkaları için başka bir yüzu olmamasi demektir.
Dürüst kişiler yalan söylemeyi gerçeklerin çarpıtılması olarak gördükleri için aldatıcı tavırlar içine girmezler.
Durust kisiler başkalarını korumak amacıyla olayları çarpıtmayı da reddederler.
Herkesin muhakkak kusurları olacaktır. Ancak insanlara karşı açık olup zaaflarını kabul eden durust insanlarin samimiyeti ve dürüstlüğü takdir edilecektir. Böylece insanlar, böyle kişilerle daha rahat ilişki kuracaklardır.
Dürüst olanlar verdikleri sözleri yerine getirirler. Yapamayacakları vaatlerde bulunmazlar. Bir şeyi yapacaklarını söylediklerinde bunun için uğraşırlar.
Durust kisiler başka insanların başarılı olmasına yardımcı olurlar, onların yollarını açarlar. Başkalarına destek verdiklerini de açıkça söylerler.
Durust kisiler başkalarına kendilerinden ve zamanlarından bir şeyler vererek ilgilenirler, “Insanların en hayırlısı başkalarına faydalı olanlardır” prensibini rehber edinirler.
Onlar alıcı olmaktan çok vericidirler.
Durust kisiler küçük şeyleri önemserler. Küçük ayrıntıda doğru davranırlarsa ahlaki ve etik olarak da doğru yolda olacaklarını bilirler.
Durust kisiler kendilerine yapılmasını istemedikleri bir şeyin başkasına yapılmasını istemedikleri gibi engel de olurlar.
Dürüstlük insana neler kazandirir:
Dürüstlük en iyi dostumuzdur, en sadık arkadaşımızdır.
Yalnız kaldığımızda, kendimizi dinlediğimizde içimizi huzurla doldurur.
Aynı zamanda başkalarının bize güvenmesine imkan tanır.
Güven ise kişisel ve mesleki ilişkilerin iyi olmasında en önemli faktördür.
Dürüstlük, aynı zamanda mutluluğun ve kendimizle barışık olmanın anahtarıdir.
  

DOÇ. DR. Sefa SAYGILI

ARABANI BEN CIZDIM!

ABD’nin NJ Eyaletindeki Rutgers Universitesinde okuyordu.
Arabasini okulun park yerine birakmis ve derse gitmisti. 
Dondugunde arabasinin cam silgecine ilistirilen bir not gordu. 
Notta soyle yaziyordu:
“Hava ruzgarli oldugu icin arabamin kapisina hakim olamadim ve acinca senin arabanin kapisini cizdim. Ozur dilerim. Telefon numarami birakiyorum ve yaptirmak icin ne masraf olacaksa; onu odemeye hazirim”
Genc kiz notu alinca arabasina bakti, arka kapida kucuk bir cizik vardi. Cok onemli degildi ama yinede verilen numarayi aradi. Cunku dunyada boyle durust insanlarin hala var olmasindan dolayi duygulanmis ve bu durust insanla tanismak istemisti.
Telefon ettiginde karsisina ayni universitede okuyan bir kiz cikti ve birkac yerden estimate [tamir fiat teklifi] aldiktan sonra  bulusmak uzere sozlestiler. Arabayi carpan kizin annesi de Washington’dan gelmisti bulusma yerine ve “masrafi ben odeyecegim” dedikten sonra, ilave etmisti.
“Masrafin onemi yok, durust davrandigi icin kizimla gurur duyuyorum”. 

Latif UNAL
 

ASLA YALAN SOYLEME

Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı.
Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı.
Sonunda dayanamadı  ve annesine “
Anneciğim, ben ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum”dedi. 
Annesi ise; “Ogul, senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem” dedi.
Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti.
Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
“Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır”.
Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı.
Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;
-Söyle bakalım senin neyin var çocuk? dedi.
Abdulkadir; “Yalnız 40 altınım var” diye cevap verdi.
Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu; Doğru mu söylüyorsun?
Abdulkadir: Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.
Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü. Durumu reislerine anlattı.
Haydutların başı; Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?
Abdulkadir; Evet doğru.
Haydutlarin basi: Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
Abdulkadir; Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler.
Herkes çok şaşırmıştı.
Reis hayretle sordu;
Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
Abdulkadir;
Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?
Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı.
Sonra etrafındakilere dönerek;
Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?
Sonra şöyle devam etti:
Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım.
Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
Reisimiz, biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.
Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu.
Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu.
Binlerce insanın kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu.
 

COK KULLANILAN GUNCEL YALANLAR

1- Bak seni severim! Onun icin bunu sana soyluyorum.
2- Senden başka kimseyi sevmedim.
3- Aaaa.Hoşgeldin. Ben de şimdi sana geliyordum.
4. Şimdi ben seni arayacaktım, sen benden once davrandin.
5. Bizim telefon şehirler arasına kapalı.
6- Yemeğe kalsaydiniz ne iyi olurdu..
7- Ayıp ediyorsun! Inan kimseye söylemem
8- Kendisi cok yakın dostumdur, iyi gorusuruz.
9- Telefonu kapatmam lazım, ocakta yemek var.
10-Telefonu kapatmam lazim.Diger hattan ariyorlar. 
11-Arayacaktım ama işler o kadar yoğun ki, kafamı bile kaldıramıyorum.
12-Vallahi cok yakışmış…
13-Telefon kapalı değildi…Demekki çekmemiş. Hay Allah!!!