-Önce buluta verdi sırrını.
-Ağır geldi sır buluta.
-Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
-Ve sonra nehre ulaştı suyun sırrı.
-Nehir aldı suyun sırrını dereye verdi.
-Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden , O da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze..
-Çağlayanlar, şelaleler, akarsular. .
-Hepsi kayboluyordu bir anda.
-Sonra bir gün su takip etti dereyi.
-Dere okyanusa kavuşunca farketti bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla okyanusa taşındığını.
-O andan itibaren karar verdi su.
-Artık sırrını okyanusa verecekti.
-Öyle de yaptı zaten.
-Tüm sırlarını okyanusa verdi.
-Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu.
-Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu….
-Geçen karşılaştık suyla.
-Bir bardaktaydı. -
-Suskundu.
-Çok uğraştım konuşturamadım.
-Ben,tam giderken ” Dur !” dedi arkamdan.
-Durdum!
-” Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar…. ” dedi.
Category Archives: Dostluk ve Arkadaşlık
BIR TEBESSUMUN SONUCU
Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.
Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu.
Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.
Hemen bir not yazdı, yolladı.
Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.
Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.
Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti.
Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu.
Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu.
Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu.
Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı.
Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.
Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM’un sonucuydu.
SAVAS ve ARKADAS
Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen ve soyle dedi:
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve teğmen “Peki ” dedi.. “Git o zaman..”
İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez,demiştim. Bu zaten ölmüş..
- Değdi teğmenim degdi”. dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim icin..
Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- Jim!.. Geleceğini biliyordum!.. Geleceğini biliyordum.!.
KALPTE ACILAN YARALAR
Kötü karakterli bir genç varmış.
Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş ve:
“Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak” demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış.
Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş.
Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürerek:
“Bugünden başlayarak tartışmayıp, kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart.” demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki; tahta perdede hiç çivi kalmamış.
Babası ona:
“Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Tahtada kapanmayan bu delikler gibi, soyledigin her kötü kelimenin kalpte actigi yaralar, bu delikler gibi aynen kalacak, kapanmayacaktır” demis.
HAYAT KISA ve DOSTLUKLAR ONEMLI
Küçük bir serçe bir gün bir ressamın penceresinin önüne geldi; ressam resmini çiziyordu.
Küçük serçe ressamın penceresini iki kere tıkladı, ressam döndü baktı ve serçeyi gördü.
Serçe: “efendim hava soğuk, izin verin geleyim, sizi bir kaç ay için yalnız bırakmıyayım, bende ısınayım”dedi.
Tabi ressamın tepkisi çok sert oldu ve. “Çık git istemem seni”dedi.
Bunun üzerine minik serçe uçtu gitti..
Aradan biraz zaman geçtikten sonra serçe tekrar geri geldi ve ressamın penceresi çaldı.
Ressam döndü baktı.
Serçe:”efendim izin verin geleyim bir kaç ay sonra sıcak bölgelere gideceğiz ama bu iki ay sizinle olayım”dedi. Ressam:”hayır sana ne söyledim istemiyorum çık çabuk” dedi.
Bunun üzerine küçük serçe uçtu gitti.
Aradan belirli bir zaman geçtikten sonra ressam yalnızlığı hissetti ve şu anda serçe olsaydı baş ucumda ötecekti, bende yalnız olmayacaktım diye düşündü…
Birden aklına diğer kuşlar geldi ve gelen geçen kuşlara o serçeyi sordu,
Cevap alamadı ama bir kuş ressama “efendim siz bilmiyormusunuz serçeler 6 ay yaşarlar”dedi.
Bunun üzerine ressam çok çok üzüldü.
Kissadan Hisse: Hayat kısa ve dostluklarda çok önemli, sevelim sevilelim..!!
DOSTLARINA SIRT CEVIRENLER
“Yollari oldukca uzunmus, yokus yukari gidiyorlarmis, gunes yakiciymis, kan ter icinde kalmislar, susamislar.
Bir donemecin ardinda harika bir mermer kapi gormusler; kapi, ortasinda bir cesme bulunan altin doseli bir meydana aciliyormus, cesmeden berrak bir su akiyormus.
Yolcu kapidaki bekciye donmus.
‘Iyi gunler.’
‘Iyi gunler,’ diye yanit vermis bekci.
‘Burasi harika bir yer, adi ne?’
‘Burasi cennet.’
‘Ne iyi, cennete gelmisiz, cunku cok susadik.’
‘Iceri girip dilediginiz kadar su icebilirsiniz’, demis bekci ve eliyle cesmeyi gostermis.
‘Atimla kopegim de susadilar.’
‘Kusura bakmayin,’ demis bekci.
‘Buraya hayvanlar giremez.’
Yolcu cok susamis ama suyu tek basina icmek istemiyormus.
Uzulerek ve bekciye tesekkur ederek yoluna devam etmis. Epeyce bir sure yamac yukari gittikten sonra eski gorunumlu kucuk bir kapiya varmislar, kapi iki yani agaclikli toprak bir yola aciliyormus. Agaclardan birinin altinda, sapkasini alnina indirmis, uyur gibi yatan bir adam varmis.
‘Iyi gunler,’ demis yolcu
Adam basini sallamis.
‘Atim, kopegim ve ben cok susadik.’
‘Surada taslarin arasinda bir pinar var,’ diyerek eliyle orayi isaret eden adam; ‘Istediginiz kadar su icebilirsiniz.’ demis.
Yolcu, ati ve kopegi pinara gidip susuzluklarini gidermisler.
Yolcu bekciye tesekkur etmis.
‘Istediginiz zaman yine gelebilirsiniz,’ demis bekci.
‘Buranin adi ne?’
‘Cennet.’
‘Cennet mi? Ama mermer kapidaki bekci bana orasinin cennet oldugunu soyledi.’
‘Orasi cennet degil, cehennemdi.’
Yolcunun akli karismis:
‘Sizin adinizi kullanmalarina niye izin veriyorsunuz? Yanlis bilgi vermeleri buyuk karisikliga neden olur!’
Bekci:
‘Hic de degil. Aslinda onlar bize buyuk bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarina sırt cevirenlerin hepsi orada kalıyor cunku.
DOST ve ARKADAS SECERKEN
Dost ve arkadas secimi yaparken;
a-Yalnizlik endisesi, rast gele bir arkadas secmeye goturmemelidir.
b-Arkadas olacagimiz insanin sozune ve konusmalarina degil, onun ailesine ve arkadaslarina bakmali, sevgisini dilinden degil, gozlerinden anlamalidir.
c-Arkadaslarla munasebetlerde dikkatli olmali, kalp kirici ve dostlugu zedeleyici davranislarda bulunmamalidir. Halk dilinde “Kaz ucar, izi kalır, soz ucar, sızı kalır” diye bir soz vardir.
DOSTLUK
Sokrates’e öğrencileri sormuş:
Dostluk nedir?
Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş;
Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır.
Kimi insan atları olsun ister. Kimi insan köpekleri.
Kimisi altını, kimisi de şani, şerefi, makami ve mevkisi;
Bense bir dostum olsun isterim…