BOYA ve FAYANS

Yurt muduru yanindaki idareci, ogretmenler ve yurdun anlasmali boyacisi ile yurdu geziyordu.

Aralarinda “yurdun merdivenlerinin boyanmasini” konusuyorlardi.

Cunku ogrenciler bes katli yurdun merdivenlerinden yukari cikip, asagi inerken elleriyle dokunduklari icin merdiven duvarlari kirleniyor ve her sene boyaniyordu.

Boyaniyordu ama buna bir care ve koklu bir cozum ariyorlar, fakat bulamiyorlardi.

Farkli bir teklif hic tahmin etmedikleri sekilde boyacidan geldi.

Boyaci “Efendim, bence merdivenlerdeki ogrencilerin elleriyle dokunduklari yerlere fayans yapilirsa bu problem cozulur. Belki boyadan daha pahali olur ama, bir defa yapilir ve her sene boyanmaz” dedi.

Bunun uzerine olgun, tecrubeli ve agirbasli mudur eliyle boyacinin basini oksayarak: “tesekkur ederim, cok guzel bir teklif” dedi ve sonra etrafindakilere  donerek “arkadaslar akil akildan ustundur veya her aklin uzerinde baska bir akil vardir” diyerek sozlerini tamamladi.


Latif UNAL

7.KAT ve HAMAL

Universitede okurken, Universitede ogretim uyesi olan bir Hocalarinin baska bir sehire tayini cikmisti.
Tasinmaya yardim icin gittikleri ev ise, bir apartmanin 7.katiydi.
O eve ilk tasinirken esyalar arasinda bulunan cok buyuk ve degerli bir vitrin, apartmanin giris katindaki merdiven cok dar oldugu icin halatlara baglanarak, disaridan ve balkondan yukariya dogru 7.kata cekilmisti. 
Tasinan Hocalari “baska caremiz yok, simdide yine ayni metodla asagi indirecegiz” diye israr ediyordu..
Herkes, “hocam cok zor. Tasinirken olabilir ama, inerken olmaz. Halat kopabilir, elimizden kayabilir, asagidan insanlar geciyor, arabalar var” diyorlardi ama, akillarina baska da bir care gelmiyordu.
O sirada esya tasimak icin gelen uc hamal arasinda, biraz yaslica, diger hamallarin alay ettikleri ve saclari dokuldugu icin arasira dazlak kafasina vurduklari hamal, “benim bir teklifim var” dedi.
Herkes merakla; “nedir?” diye sorunca;
“Madem bu vitrin, ilk katin merdiveni dar oldugu icin oradan yukariya gecmedi, o zaman bizde ilk kata kadar asgiya  merdivenlerden indirelim, daha sonra ilk kattaki daire sakinlerinden rica ederek, onlarin balkonundan halatla sarkitalim” diye cevap verdi.
Basta hocalari olmak uzere hicbirisinin aklina gelmeyen bu teklif, herkesin hosuna gitti ve vitrini oradan indirdiler.

Hikayeden Cikarilacak Ders:
Insanlar arasinda egitim ve meslek ayrimi yapmadan, herkesin dusuncesine saygi gostermeli.
Cunki akil akildan ustundur.
Ayrica farkliliklara saygi duymak ve Allah’in koydugu bu kurala saygili olmak gerekir. 

Latif UNAL                        

AYDIN BEY ve BURNUNDAKI KIL

Aydin Bey bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder.
Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider.
Lakin Aydin Bey’in baş ağrısı artarak sürer.
Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya baslar.
Başka doktorlar çağrılır…
Aydin Bey zengin ve taninmis bir kisidir. Ağrıyı kesene servet vaat eder.Ama butun Doktorlar ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamazlar.
Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Aydin Bey’i daha buyuk bir hastahaneye götürmeye karar verirler. 
Orada en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır…
Görünüşe bakılırsa Aydin Bey turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.
Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Aydin Bey bu defa da apar topar yurtdışına götürülür.
Orada da haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.
Sonuç: Aydin Bey’e teşhis konulamaz.
Artık yerinden kalkamayan Aydin Bey’e ağrı kesici iğneler verilir, ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.
Aydin Bey bitkin, aile perişan. “Kader” denilir, Memlekete dönülür.
Aydin Bey yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. 
Bir gün, yine onun arzusu uzerine eski berberi eve çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Aydin Bey’i tıraş ederken, Aydin Bey ona durumunu anlatir ve ölümü beklediğini söyler. 
Berber Mehmet bir an düşünür. “Beyim?” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın”
Bir bakar, “Hah işte, hakliymisim, kıl dönmüş.” der.
Berber Aydin Bey’in şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.
Ev halkı Aydin Bey’in herkesi ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar ve Berber’i cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı ederler.
Aydin Bey’in kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.
Ertesi sabah Aydin Bey aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiş, baş ağrısından ise eser kalmamıştır.
Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder.
Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir.
Sapasağlam ayağa kalkan Aydin Bey Berber Mehmet’i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.

Kissadan Hisse:

1. Insanlari egitim ve mesleklerine gore ayirmadan dinlemeli, herkesin fikrine saygi duymali.
2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olabilir.
3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.